BAĞLANTI KOPYALANDI
8 Nisan 2026
Deneme/Hikaye
Merve AKKOL

Kaçış


Kaçış

Yüzünü hiçbir zaman kimseye göstermeyen gece yine karanlığına bürünmüştü. Belki de onun kaçış yeri de oraydı. Her zaman kalmak iyi olmuyordu belki. Saatin bire, ikiye dur demeden ilerlediği zamanlardı. Evet, evet bu gecenin de bir sabahı vardı biliyorum. Ama dört sularında nedense o eski dinginliğine döner gibi olmuştu. Belki de beni kandırıyordu zaman bilemem. Öyleyse de inandım ama ona. Bir anda uykum sanki benden koşarcasına kaçtı. Gözlerim gecenin dinginliğinden daha yavaş bir şekilde aralanmaya başladı. Tamamen açıldı. Sanki hiç tanımadığım bir yere atılmış gibi hissettim o an. O terk edilmiş, suskun gecenin kollarındayım ve bir şey beni sıkıyor gibi… Kalkmak istediğimi fısıldadı hislerim bana.

Ayaklandım usulca ve yüzümü yıkasam kendime gelirim belki diye düşündüm. Sebebini bilmiyorum ama gerçekten bilmediğim bir yerdeyim gibi etrafa bakına bakına ilerliyordum. Alt tarafı yüzümü yıkayacaktım. Neyin abartısıydı bu? Şu hayatta hiçbir şeye aldırmadığım gibi bunları da duymazdan gelmeye çalışarak adımlarıma devam ettim.

Neyse bir şekilde vardım. Musluğu açtım ve elimi suyun altına götürmeye çalışıyordum. Hayır, bir dakika. Ne oluyordu? Ellerim, ellerim! Bir anda titremeye başladı. Sanki donup kalmıştım öylece. Asla hareket ettiremiyordum. Ah, ayaklarımda bir ağrı, kalbim hızlı hızlı atmaya başladı korkudan. Bana ne oluyordu diye dolanan soru işaretlerimin hepsini fırlatıp atmak istiyordum kafamdan. Sakin olmalıydım.. En fazla ne olabilirdi ki? Şu anda nasıl hissediyorum biliyor musunuz? Sanki bir yerde öylece duruyorum ve evren üzerime üzerime geçmişimi atıyordu. Bu yaşıma kadar ne yaşadıysam hepsi önümde film şeridi şeklinde geçiyordu. Ama bu bir film değildi! Benim hayatımdı.

Ayağımı hareket ettirmeye başladım sanki kaçabilecekmişim gibi. Evet buradan da kaçmaya çalışıyordum. Ama etmedi, ayağım hareket etmedi. Yerimden kımıldayamıyordum. Beni burada tutan şey neydi? Normalde ben hep kaçardım şuan ilk defa kalıyorum. Belki de son defa… Aynaya bakmak için kafamı kaldırmaya yeltendim. Güç bela az da olsa kaldırdım. Etrafımı zincirlerle sarılı gibi hissediyorum. Kafamı kaldırdığım anda gözüme karartı geldi. Sanki önümdeki şeyler yok oluyor gibi hissediyordum. Yalan! Belki de ben yok oluyordum. Aynadan yüzüme bakmaya çalışırken biraz daha geri gitmeye çalıştım. Adımlarım bırakın ileriyi geriye bile zor gidiyordu. Çok az gidebildim.

Kendi siluetime bakarken bir şey fark ettim. Hayır, olamaz. Ne oluyor bir dakika ne oluyor? Ayaklarımda fazlasıyla karıncalanma hissediyorum. Aynada ayaklarımın ucunda karıncalanmanın resmini görüyor gibiyim. Hayır, hayal görmüyorum. Pa- par- parmağım, ayak parmaklarım silindi. Bağırmak istiyorum şuan. Evet, kimsenin beni duymayacağı bu yerde bağırmak istiyordum. Ama hiçliğe… Ne olur durun ben kalmak istiyorum. İlk defa kaçmak istemiyorum buradan. Ama galiba son defa…

Gitgide o resim yukarı doğru çıkıyor ve her çıktığı yerde biraz daha siliniyorum. Bu dünyaya kaçmak için gelen ben ilk defa bunu istemiyorum. Ama olmuyor, bu isteğimin hiçbir faydası olmuyor. Sanki bir sürü insan beni tutmuş bir yere kaçırıyor gibi hissediyordum. Kollarıma geldi. Boynum ve yüzüm… Çok az kalmıştı. Yok oluyorum. İçimden ne olur şaka olsun bu bağırtılarını duyabiliyorum sadece. Saçıma geldi, bir tel… Son bir tel kaldı kaçmama. Oldu- dedim ve bir anda gözlerim açıldı. Buradayım, buradayım, o resim nerede? Yok, silinmemişim. Kendime bakınıyorum, varım. Ama gözlerimi zaten açmamış mıydım? Etrafa bakındım ve kalıyorum. Sadece berbat bir kabusa sürüklenmiştim. Evet, berbat dedim. Çünkü her şeyden kaçarken ben kalma arzusuna yakalanmışım…