Ah, Neyzen! Üflediğinden habersiz misin? Ruha mı yoksa boşluğa mı üflemektesin?! Gözlerde yaş, gönül perişan, dillerde binlerce ah...
Ah, Neyzen! Üflediğinden habersiz misin? Ruha mı yoksa boşluğa mı üflemektesin?! Gözlerde yaş, gönül perişan, dillerde binlerce ah...
Hepimiz aynıydık aslında. Bin gibi görünürdü dışımız Birdi asıl hayatımız Ama konu yalnızlıksa.
Hiçbir insanoğlu hak etmese de diyemiyoruz, hak eden çok dünyada. Peki ya çocuklar? O masum çocuklar, bazıları her şeyini kaybetmiş,
Geceler yağar mı insanın üstüne Yollar uzar mı sonsuzluğa Masallar biter mi Kaf Dağında
Eskilerin esintisi hisler, Dile dökülen sözler bir. Yazdığın benzer amma, Yaşadığın eşsizdir.
Saatler geçiyor, Günler haftalar... Bir sen geçmiyorsun: Yüreğimden...
Anka gibiyim yanıyor, kül oluyorum, Nasıl geçecek bu ateş? Bilemiyorum,
Güzel bir çiçektim ben. Birileri seviyor, sevmiyor oynadı. Küsmedim bahara ama tekrar açtım.
Havada yağmur, Zihnimde düşünceler… Damlaların aktığı buğulu pencere, Pencereden yansıyan belli belirsiz ışıklar…
Bir antikacıya girdim, Vitrininde; desenli ve bakır vazolar Duvarında; zamanı ustaca işleyen saatler
Bazı şeyler paha biçilemez; aile mesela. Değerini en son bildiğin, dayanak, güvence, sigortası ömrün.
Karlar yağarken yolun ortasında kaldım Nedir benim bu işte kârım, zararım.